turkchat

Www.durusohbet.com

Mobil Sohbet için tıklayın
Sohbet
23 Temmuz 2017

Her şeyi kendi içinde görmek ve kendini her şeyde görmenin adıymış sevgi… Sonsuzlukmuş, bencil olmamakmış…
Kayıtsız, şartsız ona güvenmekmiş bir de… Nedensizce ve delicesine özlemekmiş, onun yokluğunda… İliklerine kadar duymak, tırnaklarına kadar hissetmekmiş sevgi…
Hayatın anlamı diyorlar ona; yalnız insanların değil, tüm canlıların yaşama sebebiymiş… Öyle bir etkisi varmış ki sevginin, “sen ordan bir ‘canım’ dersin, benim kalbim kaburgalarımın altına sığmaz burada” sözünü hissettirebiliyormuş…
Kalp mi insana “sev” diyen, yoksa yalnızlık mı körükleyen?.. Sahi nedir sevmek, bir muma ateş olmak mı, yoksa yanan ateşe dokunmak mı?..
Şems-i Tebrizi, “Sevmeyene karınca yük, sevene filler karınca / Dağı bile taşır insan aşık olunca, inanınca” diyor… Küçük İskender’e göre ise, birini gerçekten sevdin mi; yaşı, ne kadar uzakta olduğu, boyu, kilosu sadece lanet birer sayıymış… Özdemir Erdoğan şarkısında, “Sevgi anlaşmak değildir, nedensiz de sevilir / Bazen küçük bir an için ömür bile verilir” diye anlatıyor sevgiyi…
Halil Cibran, “Sevgi bir şey istemez, tamamlanmaktan başka” diyor… Mevlana, “Sevgi karanlık bir tünelde yakılan mum ışığı gibidir; size yolunuzu gösterir ama uzakta ne olduğunu söylemez” diyor.
Fuzuli’ye sormuşlar, “Sevmek mi daha güzeldir, sevilmek mi?” diye; “Sevmek” demiş.. “Çünkü, sevildiğinden hiçbir zaman emin olamazsın”… Nazım Hikmet, “Ah benim sevdasında bencil, yüreğinde sağlam sevdiğim. Aklıma gelişini seveyim. Ne güzel de darma duman ediyorsun beni” diyor dizelerinde…
Dostoyevski der ki: “Sevmek, güzel birinde aşkı aramak değil; o kişide bilmediğin bir zamanın beklenmedik bir anında kendini bulmaktır.” Can Yücel, “Tabaklarda kalan son kırıntılar gibiydi sana olan sevgim. Sen beni hep bıraktın, bense hep arkandan ağladım” diyor…
Ağlamak için zamanınızın, ağlayacak kimsenizin olmadığı hayatlarda ise sevmek bu denli arsızca, bu denli çok, bu kadar coşkulu yaşanmıyor. Hayata dişlilerin dokunduğu yerden başlarken, çok şey istemedim ben… Aynı büyüklerden bir şey istememek gerektiğini öğreten çocukluğum gibi, hayat da kendisinden çok şey istemememi fısıldadı kulağıma. Öyle kızarak, emir verir gibi değil. Görmüş geçirmiş bir ağabey gibi kolunu omzuma atıp, elinde tespihini sallayarak söyledi. Yani kızmadım, korkmadım, üzülmedim. Samimi bir haldi hayatla aramdaki muhabbet.
Azın/çoğun ne olduğunu öğrendim zamanla. Neye nasıl bakarsan, azlığı-çokluğu bakışının belirlediğini gördüm. Çok sevginin, sözler, hediyeler, maskeler, yapmacık tavırlar olmadığını; utanan bir çift göz olduğunu gösterdi güzel bir kız. Yanında olmanın değil, yolunu gözlemenin ayrı bir sevgi olduğunu anladım. Çok sevgi istemedim. Çünkü sevginin azı – çoğu olmadığını beni her zaman aynı şekilde seven annem gösterdi. Onu kaybettiğimde hayatımın fonunu belirleyen sevgi lugatını daha iyi okuyabildim. Onun gidişi ile emek- sevgi ilişkisi anladım. Bana çok emeği geçti, önce emek vermeyi, sonra sevmeyi öğrenmişim meğer fark etmeden.
İnsanlardan dürüstlük istedim. Çok değil, biraz. Meğer dürüstlüğün azı daha betermiş; bunun beni taşımayacak bir dala tutunmak olduğunu da defalarca düşerek öğrendim.
Kadınlardan da çok şey öğrendim. Öğrettim mi bilmiyorum. Hayatta ne kadar başarılı olursan ol, kadınların seni tam tersi hale sokmak için hiç zorlanmadıklarını gördüm, izledim, dinledim. Güzellikler de onlardan, çirkinlikler de. Belki de bu yüzden onlara hiç küsemedim. Kızdım ama kovamadım, sarıldım ama tutamadım. Az ve çok kavramı hakkında da çok şey öğrendim onlardan.
Az söz ile çok şey anlatmaya çalıştım. Çok söz ile az şey anlatmaya çalıştım. Gördüm ki söylenen sözün azı çoğu fark etmiyor. Söylemek istediğimi gözlerimden okuyanları gördüm. Hatta söylemeyi akıl edemediklerimi bile okuyanları. Çok şey anlatmak isteyip de tek kelime anlatamadıklarım da oldu, hem de çok.
Çok sevdim, çok kızdım. Az ile olan ilişkim bu noktadan sonra zedelendi. Çok şaşırmadım, çünkü hayatta hiçbir şeyin azının kendini gösteremediğini de gördüm. Çok olmak gerekiyordu. Bazen oldum, bazen olamadım. İki laf ettiğim kadınlarda aklım kaldı. Saatlerce konuştuğum kadınlar karşımdayken, gözlerimden onların kayıp gitmesi belki bundandır. Bazılarını gönlümle sarmaladım, bakışlarımla kucakladım, ama onlar sarılmadığım için küstü. Az çok sevdim kısacası. Az olanlar aklımda, çok olanlar geçmişimde. Biraz da bu yüzden az sevmeye başladım galiba. Geride kalmasınlar, aklımda olsunlar diye.
Beni annem kadar sevecek ve babam kadar merak edecek kimse yoksa eğer, kimse bana sevgiden, aşktan söz etmesin diye düşündüm bazen de…
Şimdi ise şairin dediği gibi, çocuk değilim artık; büyüdüm. Biraz yorgun, biraz kırgınım yine de… Giden yolunu, kalan yerini bilsin sadece…
Sevgisiz olmaz elbet… Ne kadarına yetiyorsa yüreğin, o kadar sevmelisin. Onurlu olmalı gelişler. Bir kadının ana oluşu, bir erkeğin adam oluşu gibi asil ve olgun… Omuzların dik, alnın açık tüm kalbinle gelmelisin. Ne kadarına yetiyorsa yüreğin, yettiği kadar sevmelisin. Aklını başından alacak kadar değil, aklı başında olacak kadar sevmelisin.
Senden çok onun ihtiyacı olan bir şeyi ona vermişsen, bu bir hediyedir. Ondan çok senin ihtiyacın olan bir şeyi ona vermişsen, işte bu sevgidir.
Tıpkı Cengiz Aytmatov’un
ünlü eseri Selvi Boylum Al Yazmalım’ın unutulmaz repliğindeki gibi,
Sevgi ne demekti?..
Sevgi iyilikti,
dostluktu…
Sevgi emekti.

#Ask Kategorisinden Daha Fazla İçerik

  •   0
    BI ILISKI NE ZAMAN BITER

    Bir İlişki Ne Zaman Biter? Bir ilişki bittiğinde, gerçekten tam olarak bitmiş oluyor mu?  Ayrılıklar,  üzerinden acıları geçtikten sonra,  tam olarak hayatımızdan çıkmış oluyorlar mı? İlişkileri bitirdiğimizde,  ondan kalanları ne yapıyoruz?  Hani özenle sakladığımız o saçma küçük şeyler,  ayrılıkların ardından da,  o çok büyük anlamlarını korumaya devam ediyorlar mı?  Yoksa hepsi bir çöp poşetinde  çok […]

  •   0
    iLk sohbette Sanal Aşk….

    Sanal aşklar tatlı başlar. Aslında o duygulara aşk demek de biraz ayıp olur ama konuya buradan girip kafanızı karıştırmayayım. Çağın kolaylığı internet, doğal olarak aşk hayatımızı da ele geçirdi. Ele geçirmekle kalmadı, aşk hayatımızı mahvetti! Ekonomik sıkıntılar, hepimizi sosyal hayattan uzaklaştırdı. Zaman geçtikçe daha yalnız ve içe dönük bireyler haline geldik. Evde televizyon izleyerek geçirilen […]

  •   0
    DuRu

    Mende Mecnûndan füzûn âşıklık istidâdı var Âşık-i sâdık menem Mecnûnun ancak adı var Nola kan tökmekde mâhir ola çeşmüm merdümü Nutfe-i kâbildürür gamzen kimi üstâdı var Kıl tefâhur kim senün her var men tek âşıkun Leylînin Mecnûnu Şîrînün eger Ferhâdı var Ehl-i temkînem meni benzetme ey gül bülbüle Derde yoh sabrı anun her lâhza min […]

  •   0
    Dürüst olmak Gerekir

    Aylarım seni düşünmekle geçti; doğru… Ama sensiz bir hayatı düşünmedim demek değil bu. Defalarca vaz geçtim ve defalarca sana dair bir şey bulup sana döndüm.. İşim gücüm sendin , doğru…  Fakat şimdi sanırım sensiz kalmak daha doğru ömür boyunca, hala bir şüphem var beni sevmiş olabileceğine dair ; ama bu seni affetmeme yeter mi? Bilemiyorum…  […]

  • Yoruma Kapalı.

    Site Haritası
    ( We love Google )